Rutte-III Hükümeti istifa etmek zorunda kaldı | Demokrasinin zaferi

Sevgili dostlar,

Bilindiği gibi, Hollanda vergi dairesinin çocuk bakımı ile ilgili ek ödenekler konusunda göçmenlere ve çift pasaport sahiplerine yönelik ayırımcı uygulamaları parlamento soruşturmasına konu olmuştu. Soruşturma tamamlandı ve ilgili bakanlarla birlikte hükümetin sorumluluğu tescil edilmiş oldu. Bunun sonucunda geçen hükümette sosyal işler bakanı olan PvdA lideri Asscher bu görevi bırakmak zorunda kaldı ve Rutte-III hükümeti istifa etti. Bu demokrasinin bir zaferidir.

 Ama bununla birlikte sorun çözülmüş mü oldu? Hayır. Çünkü vergi dairesinin, ödeneklerle ilgili kurumların, hatta güvenlik örgütlerinin milliyet temelinde kayıtlar oluşturdukları, göçmenlere yönelik ayırımcı uygulamalarda bulundukları uzun süredir biliniyordu. Yani bu son skandal bir ilk değildir. Fakat, her ne hikmetse, bütün uyarılara karşın bu kuruluşlar bu temeldeki uygulamalarına devam ediyorlar! Bu da Hollanda’da ırkçılığın ve ayırımcılığın köklü ve yapısal olduğunun bariz bir örneğidir. Bu tür uygulamaların kesin olarak yasaklanıp cezalandırılması gündeme gelmedikçe bu türden olaylarla gelecekte de karşılaşmamız bizi şaşırtmamalıdır. Kendimizi boşuna kandırmayalım.

PvdA lideri Asscher’in görevinden ayrılmasına gelince: Liderin değişmesi sorunu çözmeyecektir. Çünkü PvdA’deki sorun liderden değil, partinin son yıllarda uyguladığı, sosyal demokrasinin geleneklerine ters politikalarında yatmaktadır. Paars hükümetlerinden buyana PvdA liberal bir çizgi izlemektedir. Bunun doğal sonucu olarak çalışan kesim ile bağları zayıflamaya başladı ve sonucunda kopma noktasına geldi. PvdA’nın sorunlarını çözebilmesi için kesinlikle sosyal demokrat ilkelere dönüş yapması gerekir, aksi takdirde bu yolun sonu karanlıktır.

Bunun da ötesinde bütün sol partilerde bir tıkanma olduğunu gözlemliyoruz. Çünkü mevcut parçalı yapı seçmenlere güven vermiyor. Seçmenler mevcut sol partilerin arasında aşılmaz sorunlar olmadığı halde bir araya gelememelerini anlayamıyorlar ve bunların önce işbirliği yapıp, daha sonra birleşmelerini arzuluyorlar. Bu nedenle sol partilerin önümüzdeki genel seçimde işbirliği yapacaklarını güçlü bir biçimde deklere etmeleri hayatı önem taşıyor. Bu deklerasyonda aynı zamanda genel seçimden sonra birleşmek için somut adım atacaklarını da ilan etmeliler. Ancak bu yolla seçmenler nezdinde bir sinerji yaratabilirler ve iktidar için güçlü bir alternatif oldukları konusunda ikna edici olabilirler. Aksi takdirde, sağ güçler tekrar ipleri eline alıp, parçalı sol partileri devre dışı bırakabilirler veya peşlerine takılmaya zorlarlar. Umarız aklıselim galip gelir ve sol blok seçimlerde arzu edilen güçlü bir sonuç elde eder.

Hollanda Türkiyeli İşçiler Birliği (HTİB)