Paris’deki barbarca saldırı sıradan bir olay değildir

Lieve vrienden,

Zoals we te horen kregen via de media vond onlangs een terroristische aanslag plaats in Parijs.
Een leraar genaamd Samuel Paty werd onthoofd door een 18-jarige islamitische jihadist.
Het motief van de moordenaar was dat de leraar de cartoons van de profeet Mohammed aan de studenten tijdens de uitleg van de les, vrijheid van meningsuiting, op school liet zien.
De cartoons in kwestie werden jaren geleden gepubliceerd in het satirische tijdschrift Charlie Hebdo.
Hierna viel een groep islamitische jihadisten destijds het kantoor van het tijdschrift binnen en was het gevolg een bloedbad.


Sevgili dostlar,

Medyadan da izlediğimiz gibi geçtiğimiz günlerde Paris’de bir terör saldırısı gerçekleşti. Samuel Paty adlı bir öğretmenin başı 18 yasındaki bir islami cihadist tarafından kesildi. Katilin gerekçesi öğretmenin okuldaki derste ifade özgürlüğünü anlatırken Muhammet peygamberin karikatürlerini öğrencilere göstermiş olmasıydı. Söz konusu karikatürler yıllar önce Charlie Hebdo adlı karikatür dergisinde yayınlanmış ve bu nedenle bir grup islami cihadist derginin bürosunu basıp katliam gerçekleştirmişlerdi.

Samuel Paty’nin barbarca öldürülmesi hepimizi derinden sarstı ve düşündürdü. İfade özgürlüğü demokrasinin en temel haklarından birisidir ve bu özgürlük olmadan demokrasiden kesinlikle söz edilemez. Bir takım kutsallar ileri sürülerek bu özgürlüğün kısıtlanması asla kabul edilemez. Çünkü herkesin kendisine göre kutsalları vardır ve kutsallara dokunulamaz denilirse söz konusu özgürlükten geriye hiç bir şey kalmaz. Bunu tartışma konusu yapmak bile abestir.

Elbette katil islami motiflerle hareket ettiği için bu olaydan ötürü bütün müslümanları töhmet altına almamak gerekir. Ne var ki, medyada bu ayırıma özen gösterilmediğini üzülerek izliyoruz. Özellikle sağ kesimdeki popülist politikacılar ve yorumcular bu olayı kullanarak islamofobik açıklamalarına hız veriyorlar. Bu toplumda kamplaştırmayı giderek artırıyor, entegrasyon sürecini altüst ediyor.

İslami örgütlerin bu tür olaylarda seslerini hiç çıkarmamaları da popülist politikacıların işini ne yazık ki kolaylaştırıyor. Tabiatıyla islami örgütler her konuda açıklama yapmaya zorlanamaz. Ama cihadistlerin islam dinini bir motif olarak kullanmalarının onların da bu tartışmaya aktif olarak katılmalarını gerektirdiği açıktır. Tamamen sessiz kalmaları sanki bu tür terör olaylarını onaylıyorlarmış izlenimi yaratır ki buna izin vermemek gerekir. Bütün toplumu sarsan bir olayda ‘beni ilgilendirmez’deyip bir kenara çekilmek lüksüne kimse sahip değildir. Bu toplumlarda yaşadığımıza göre her konu bizi yakından ilgilendirir ve tartışmaya katılıp, görüşümüzü açıklamak yurttaşlık görevimizdir.

Biz örgüt olarak, daha önceki benzeri saldırılarda olduğu gibi, bu barbarca saldırıyı şiddetle kınıyoruz. İfade özgürlüğü sınırsızdır, bir takım kutsallar ileri sürülerek sınırlanması kabul edilemez. Nasıl anti-semitizme karşıysak, hristiyan dininin aşağılanmasını  kabul etmiyorsak, aynı şekilde islamofobik açıklamaları da ret ediyoruz.

Özgürce tartışmanın sağlıklı bir yöntem olduğuna inanıyoruz ve herkesin, özellikle de göçmen örgütlerinin bu tür tartışmalara aktif biçimde katılmasını savunuyoruz. Aksi takdirde topluma on yargılar hakim olur, kamplaşma artar, sağlıklı bir entegrasyon süreci gelişemez. Hepimiz bu toplumun özgür bir parçasıyız, yükümlülüklerimiz ve sorumluluklarımız kadar haklarımız da var. Haklarımızı kullanmaktan asla geri durmamalıyız.

Hollanda Türkiyeli İşçiler Birliği (HTİB)​