Türkiye’de adım adım faşizmin karanlığına doğru…

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 2014 yılında Kobanı’nın IŞİD tarafından işgal edinmek istenmesini protesto eylemleri nedeniyle Halkların Demokratik Partisi – HDP’nin o dönemdeki yöneticilerinden 82 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında eski merkez yürütme kurulu üyeleri, parlamenterler, o dönemin yöneticilerinden ve halen Kars Belediye Başkanı olan Ayhan Bilgen var.

Bu olay, AKP-MHP ittifakının HDP’yi  tasfiye etmek politikasında yeni ve önemli adımdır. Son yerel seçimlerde HDP’nin muhalefetin adaylarını desteklemesi ve Erdoğan’ın ve Bahçeli’nin gerici ittifakına ağır darbe indirmesi nedeniyle HDP’ye karşı tasfiye politikası başlatılmış, seçilen belediye başkanları görevden alınarak yerlerine devletin görevlileri olan kayyumlar atanmıştı. Yeni gözaltılarla birlikte iktidarın HDP’yi tasfiye politikasında yeni bir safhaya geçildiğini görüyoruz.

Bu olay, AKP-MHP ittifakının kendisine karşı oluşmakta olan demokrasi cephesini parçalamak, dağıtmak politikasında kararlı olduğunu göstermektedir. Buna verilecek en doğru yanıt, demokrasi cephesini genişletmek ve güçlendirmek olmalıdır.  Bu konudaki en küçük ikircim sadece Erdoğan ve Bahçeli’nin değirmenine şu taşımak anlamına gelir.

Bu olay, Türkiye’de yargı sisteminin tümüyle iktidarın kontrolü altında çalıştığının yeni ve çarpıcı örneğidir. Gözaltı kararlarını veren Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman’ın bir süre önce yapılan düğün törenine Erdogan’in bizzat katilması ve verdikleri samimi pozlar bu tutuklamaların tesadüf olmadığının kanıtıdır.

Fakat asıl önemlisi, bu tutuklamalar, Türkiye’deki mevcut otoriter rejimin adım adım faşizme  doğru evrildiğini göstermesi açısından  önemlidir. Erdoğan ve Bahçeli ittifakının giderek artan baskıları,  hükümetin demokratik yollarla iktidarı teslim etmemek kararında olduğuna işaret etmektedir. Yurt içinde ve dışında gerginlik ortamı yaratmak için savaş dahil her türlü yönteme başvuracakları anlaşılmaktadır. Buna kesinlikle izin verilmemeli ve bütün sivil toplum güçleri topyekün  harekete geçirilip, iktidarın gerici faşist planları dumura uğratılmalıdır.

Biz Hollanda’da yaşayan demokrat Türkiyeliler olarak, Türkiye’deki anti-demokratik gelişmeler nedeniyle son derece endişeliyiz ve Türkiye’deki demokratik güçlerle, bu arada saldırının ana hedefi durumunda olan HDP ile dayanışma içerisinde olduğumuzu yüksek sesle belirtmek gereğini duyuyoruz. Bu tepkimizin sadece bu açıklamayla sınırlı olmadığını, her türlü olanağı kullanarak Hollanda kamuoyunu ve kuruluşlarını harekete geçireceğimizin bilinmesini istiyoruz.

Kim ne derse desin, Türkiye bir gün özgür olacaktır. Gerici, faşist cephe amaçlarına hiç bir zaman ulaşamayacaktır. Buna inancımız tamdır.