Vergi dairesi hakkında parlamento soruşturması aҫılmalıdır ve sorumlular cezalandırılmalıdır

 ‘Allen die zich in Nederland bevinden, worden in gelijke gevallen gelijk behandeld. Discriminatie wegens godsdienst, levensovertuiging, politieke gezindheid, ras, geslacht of op welke grond dan ook, is niet toegestaan.’

Yukarıdaki metin Hollanda anayasasının birinci maddesidir ve bu toplumda bulunan her kuruluşu ve kişiyi bağlar. Ama anlaşılan odur ki bu kural Hollanda vergi dairesini bağlamıyormuş. Çünkü son gelişmelerden bunu anlıyoruz.

RTL Nieuws ve Trouw gazetesinin yaptığı araştırmaya göre vergi dairesi kişilerin etnik kökenine göre özel listeler düzenleyip, araştırma yapıyor, bilgi topluyormuş. Sadece bununla da yetinmiyor, en küçük bir kuşkuda kara listeye dahil ediyor, potansiyel suçlu konumuna düşürüyor, çifte vatandaş olanların vergi bildirimlerini ikinci defa inceliyor, etnik kökene göre çocuk bakımı yardımlarına  (kinderopvang toeslagen) anında son verebiliyormuş . Bunların hepsini son dönemde basında çıkan haberlerden öğreniyoruz. Üstelik bunlar  sadece basına sızan bilgiler, kim billir arka planda daha neler oluyordur da bilemiyoruz.

Ayrıca, toplanan bu bilgiler vergi dairesinde çalışan binlerce görevlinin rahatlıkla kullanımına açıkmış ve herhangi bir bağımsız kurul tarafından da denetlenmiyormuş. Adeta devlet içerisinde hiçbir kanuna tabi olmayan ayrı bir devlet olayıyla karşı karşıyayız. Açıkçası, büyük bir şaşkınlık içerisindeyiz. Biz demokratik ve şaffaf bir toplumda yaşadığımızı sanıyorduk. Meğer öyle değilmiş, bizi adına belastingdienst denilen ‘big brother’ yönetiyormuş da haberimiz yokmuş.

Bu uygulamalar, Hollanda anayasasının lafzina da, ruhuna da aykırıdır, kanunsuzdur ve açıkça suç teşkil eder.

Bu uygulamalar, evrensel insan hakları bildirgesine aykırıdır ve Hollanda’yı uluslararası mahkemeler nezdinde suçlu durumuna düşürür.

Bu uygulamalar, tarihsel olayları göz ardı ettiğimizi de gösteriyor. Unutmayalım ki, İkinci Dünya Savaşı sırasında Naziler Hollanda’yı işgal ettiklerinde çok kısa süre içerisinde Yahudileri yakalayıp toplama kamplarına gönderebildiler, çünkü onlar etnik kökenine göre kayıt altına alınmışlardı. Bu acı olaydan bile ders çıkarmadığımız anlaşılıyor.

Sonuç olarak, neresinden bakarsanız bakın, kanun dışı, anayasaya aykırı, evrensel insan haklarına tamamen karşıt, keyfi bir uygulamayla karşı karşıyayız. Bu durumu, basında çıkan bir-iki haberle, ya da birkaç cılız tepkiyle geçiştiremeyiz. Ortada son derece ciddi bir olay var, göçmenler olarak bu durum bizi oldukça rahatsız ediyor. Artık ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmekten bıktık usandık. Ayırımcılığın bu toplumda ne denli köklü bir yapıya sahip olduğunun görülmesini ve buna uygun önlemlerin alınmasını istiyoruz.

Bu nedenle konu hakkında parlamento soruşturması açılmasını ve ilgili politikacılar dahil sorumluluk taşıyan bütün görevlilerin ortaya çıkarılıp, cezalandırılmasını istiyoruz.  Bu yapılmadığı sürece bir-iki özürle veya palyatif önlemle sorunun üstü kapatılacak ve birkaç göstermelik düzeltmeyle eski uygulamalar sürüp gidecektir. Buna izin verilmemelidir.

Biz HTİB olarak konunun takipçisiyiz ve bu uygulamalara karşı olan siyasi partiler, politikacılar ve sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışacağız. Göçmenleri potansiyel olarak suçlu gören her türlü anti-demokratik, ayırımcı  uygulamayı ret ediyoruz ve bu tür uygulamalara karşı mücadele etmekte kararlı olduğumuzun bilinmesini istiyoruz.

Hollanda Türkiyeli İşçiler Birliği (HTİB)